Taşımı Yiyen Ağaç Şarkısı

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
WhatsApp
tasimi_yiyen_agac_sarkisi

Last Updated on 16 Ağustos 2022 by Aslıhan Demiralay

Yaşayan her insanın hayatında bir kez olsun bir şiir dizesi ile karşılaştığına inanmışımdır hep. Şiirler, gönlün derinliklerinden gelen parçalar. Şiir edebiyatın en eski türlerinden biri. Tarihte bilinen ilk şiir bir kadın tarafından yazıldı. Farklı zamanlarda farklı medeniyetlere ait mezar taşlarında şiirlere rastlamak da mümkün tabii, fakat 1925 yılında keşfedilen ve tarihin altın sayfalarında ışıl ışıl duran ilk şiir Enheduanna’ya ait, aşk tanrıçası adına yazıldı.

Bilinen tüm toplumlarda şiir ayrı bir yere sahip. İngilizlerin Shakespeare’i, Fransızların André Breton’u, Almanların Schiller’i, Amerikalıların Sylvia Plath’i, biz Türklerin Nazım’ı, Orhan Veli’si, Melih Cevdet’i ve daha niceleri.

jim_morrison
Jim Morrison

Şiir gerek söz sanatlarının en yüce kaynaklarından biri olmasıyla, gerek her konuda yazılanlara değer biçmesiyle, bazen bir amaç taşıması, bazen ifade yöntemi, bazen itirafların dönüm noktası olmasıyla edebiyatın en güncel noktalarındandır.

Türk ve dünya edebiyatında birçok şairin şiiri bestelendi ve biz dinleyicilere sunuldu. Daha önce birçok ünlü yorumcudan bu şiirlerin bestelenmiş hallerini dinlemiş olabilirsiniz. Bu yorumcular arasında Leonard Cohen, Frank Sinatra, Cem Karaca, Cristo Cortes, Sezen Aksu, Edip Akbayram, Mehmet Güreli ve Mabel Matiz’i bulabilirsiniz mesela. Zaman (Birhan Keskin), Kimse Bilmez (Ömer Hayyam), Ceviz Ağacı (Nazım Hikmet), Gülümse (Kemal Burkay), Aldırma Gönül (Sabahattin Ali), Reyerta (Federico Garci Lorca), Take This Waltz (Federico Garci Lorca), Mack The Knife( Bertolt Brecht) bestelenen şiirlerden bazıları.

Şiirler zaten oldukları halleriyle ölümsüzler, insan doğası gereği müziği ruhun kaçınılmaz bir parçası olarak kabul ettiğinden bu şiirler bir de bestelenince dinleyenlerine birden sonsuzluğa doğru rengarenk bir kapı açıveriyorlar, dinleyenin de müziğe kulak verdiği o birkaç dakikayı ölümsüz hale getiriyorlar. Bilirkişi değilim fakat, bir dinleyici olarak kısacık hayatımda duyduğum o birkaç melodi ve sözlerin bana sonsuz bir hatıra vadedişi beni bunda emin kılıyor.

Efsanevi Blues Sanatçısı Robert Johnson

İşte tam bu noktada bana dinlediğim anda müthiş hisler tattıran bir şarkıdan bahsetmek istiyorum. Pek yeni, henüz çok dinleyiciye ulaşmamış şarkıları keşfetmek hoşuma gittiğinden ilk dinlediğim anda beni farklı yerlere götüren o şarkıya daha oynat tuşuna basmadan tutulduğumu hatırlıyorum, ne de olsa şiirden gelme bir şarkıydı, önemli olan kendimi şarkının kollarına bırakmaktı. Tam olarak da öyle oldu.

Şarkının adı Taşımı Yiyen Ağaç, edebiyatımızın iki muhteşem şairi Melih Cevdet Anday ve Orhan Veli’nin şiirlerinin birleşiminden oluşuyor. Melih Cevdet Anday Garip akımının son temsilcisi, Orhan Veli ise kurucusu. “Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak” amacıyla yola çıkan bu iki şairimiz birçok şiir ile edebiyatımızda çığır açtılar. İki şairi de oldukça severim, ancak Orhan Veli’nin yeri izlediğim İstanbul Türküsü adlı oyun sayesinde bende bambaşkadır.

Mehmet Furkan Dikici-Taşımı Yiyen Ağaç

Şarkı Melih Cevdet’in Rahatı Kaçan Ağaç ve Orhan Veli’nin Ağaç şiirinin dizelerinden dünyaya gelmiş; Melih Cevdet şiirinde ağacı bir metafor olarak kullanmış, ağaca insani bir anlam yüklemiştir, düşünmenin insana verdiği huzursuzluğu kitaptan korkuya vurgu yaparak anlatmış, ruhani kafesten nasıl çıkılabileceğine değinmiştir. Orhan Veli’nin şiiri ise, gönderdiği bir şiirin dergide yayımlanmaması üzerine ortaya çıkmış. Orhan Veli’nin edebi zekasının en keskin eserlerinden diyebilirim Ağaç şiiri için.

Bu iki şiiri besteleyen arkadaşımıza gelecek olursak, kendisi Mehmet Furkan Dikici. Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nun kıymetli oyuncularından biri o. Henüz 25 yaşında, oldukça zengin bir sanat geçmişi var. Kendisi bu şarkıyı iki yıl önce bestelemiş. Röportajımız sırasında ilkokuldan beri müzikle ilgilendiğini, bu iki şairi oldukça sevdiğini, bu şairlerin yaşam felsefesinin kendisiyle çok uyuştuğunu belirtti. Orhan Veli’nin birkaç şiirini daha bestelemiş ve onu etkileyen şiirleri bestelemekten büyük zevk duymakta. Mehmet Furkan’a müziğin onun için ne ifade ettiğini sordum ve şu güzel cümle döküldü dilinden:

Müzik yaşamın ta kendisi bence, ben müzisyen değilim ama müziğe aşık olmak için müzisyen olmak gerekmiyor. Bazen müzisyen arkadaşlarımı kıskandığım oluyor, bazen de bilmemek bu durumu daha değerli kılıyor. Beni dinleyenlere tavsiyem şiir okumaları…”

klasik_gitar
Klasik Gitar Nedir?

Şarkıyı dinlerken başka bir yere; bir deniz kıyısına, hayal ettiğim o orman evine, hoş kokulu bir bahçeye gitmişim gibi hissettim. En sevdiklerim geldi aklıma, Mehmet Furkan’ın sesi o anları pürüzsüzleştirdi. Sanki sesinde çocukluğum saklanıyordu, dinginlik kazandırdı. Geçmişten günümüze bir uzantı bu şarkı benim için, aidiyet hissini tazeliyor. Sakin bir yerde kulaklıklarınızla, mümkünse açık havada dinlemenizi tavsiye ederim. Şarkı sözlerini, yani şiirlerin dizelerini aşağıya bırakıyorum.

Böyle değerli eserleri bizlere yeni bir tatta sunan genç arkadaşlarımızla gurur duyuyorum. Dilerim dünyayı bu sıkça karşılaştığımız karanlık yerine şiirlerin ve şarkıların aydınlığı sarar.

“Tanıdığım bir ağaç var

Etlik bağlarına yakın

Saadetin adını bile duymamış

Tanrının işine bakın

Geceyi gündüzü biliyor

Dört mevsimi, rüzgarı, karı

Ay ışığına bayılıyor

Ama kötülemiyor karanlığı

Ona bir kitap vereceğim

Rahatını kaçırmak için

Bir öğrenegörsün aşkı

Ağacı o vakit seyredin.

Ağaca bir taş attım;

Düşmedi taşım,

Düşmedi taşım.

Taşımı ağaç yedi;

Taşımı isterim,

Taşımı isterim!”

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir