Last Updated on 1 Nisan 2026 by Aslıhan Demiralay
Kilitli Kapılar, Sessiz Şüpheliler: Agatha Christie Tadında En İyi Gizem Dizileri
Dışarıda sağanak bir yağmur, içeride çıtırdayan bir şömine ve masanın üzerinde duran yarım kalmış bir fincan çay… Ancak bu huzurlu tabloyu bozan keskin bir çığlık veya soğuk bir sessizlik! Polisiye edebiyatının kraliçesi Agatha Christie’nin kurduğu o kusursuz bulmacaları, suç mahalli analizlerini ve beklenmedik sonları özleyenler burada mı? 🕵️♂️✨
Eğer siz de “Katil kim?” sorusunun peşinden koşmayı, ipuçlarını bir dedektif titizliğiyle birleştirmeyi seviyorsanız doğru adrestesiniz. Günümüz televizyon dünyası, Christie’nin mirasını devralan; atmosferiyle büyüleyen ve zekice kurgulanmış gizem dizileri konusunda altın çağını yaşıyor. Bu yazımızda, her köşesi birer şüpheliyle dolu malikanelerden, modern suç mahallerine uzanan, Agatha Christie tarzı polisiye dizileri mercek altına alıyoruz.
Hazırsanız, büyüteçlerinizi hazırlayın; çünkü listemizdeki her dizi sizi bir sonraki bölümü izlemek için sabırsızlandıracak!
Agatha Christie Tarzı Diziler
1.Columbo (1968-1998)
1968 yılında başlayan ve televizyon tarihinin en ikonik yapımlarından biri olan Columbo, polisiye türünde “ters kurgu” (howcatchem) akımını başlatan devrim niteliğinde bir dizi.
Dizi bir romandan uyarlanmadı, Richard Levinson ve William Link tarafından yaratıldı. Ancak senaryo yapısı, izleyiciye katili en baştan göstererek gizemi “kim yaptı” sorusundan “nasıl yakalanacak” sorusuna kaydıran dâhiyane bir mantığa dayanır.
Dizinin kalbi ve ruhu, Teğmen Columbo rolüyle ölümsüzleşen Peter Falk‘tur. Falk, karakterin o meşhur eski pardösüsü, ucuz puroları ve döküntü Peugeot 403 arabasıyla bütünleşti. Her bölümde katil rolünde dönemin Hollywood yıldızları konuk oyuncu olarak yer alır.
Dışarıdan bakıldığında dağınık, unutkan ve hatta biraz saf görünen cinayet masası dedektifi Columbo, aslında keskin bir gözlem yeteneğine ve sarsılmaz bir mantığa sahiptir. Genellikle varlıklı ve kibirli katillerin peşine düşer. Kapıdan çıkarken söylediği o meşhur “Just one more thing…” (Sadece bir şey daha…) cümlesi, katilin köşeye sıkıştığı andır.
Peter Falk bu rolle tam dört kez Emmy kazand. Dizinin IMDb puanı: 8,3.

2.Only Murders in the Building (2021-)
Dizi, New York’ta aynı apartmanda yaşayan üç yabancının hikâyesini anlatır. Charles, Oliver ve Mabel, apartmanda gerçekleşen gizemli bir ölümü cinayet olarak görür ve olayı çözmek için bir araya gelir. Araştırmalarını bir true-crime podcast ile belgeleyen üçlü, binanın geçmişine uzanan sırları ortaya çıkarır.
Başrollerinde Steve Martin, Martin Short ve Selena Gomez’in yer aldığı dizi, New York’ta aynı apartmanda yaşayan üç yabancının gizemli bir ölümü araştırmasını konu alır. Charles, Oliver ve Mabel, cinayeti çözmek için bir araya gelir ve araştırmalarını bir podcast aracılığıyla paylaşır. Bu süreçte apartmanın geçmişine uzanan sırlar ortaya çıkar. Komedi ve gizem türlerini harmanlayan yapım, zekice yazılmış senaryosu ve oyunculuk performanslarıyla dikkat çekiyor. IMDb’de 8.0 puan alan dizi, Primetime Emmy adaylıkları ve AFI Yılın Programı ödülü gibi başarılar elde etti. Eğlenceli diyalogları, sürükleyici hikâyesi ve güçlü oyuncu kadrosuyla Only Murders in the Building, modern televizyonun en sevilen yapımlarından biri olmayı başardı.

3. Magpie Murders (2022)
2022 yapımı Magpie Murders, polisiye edebiyatının “altın çağına” hem bir saygı duruşu niteliğinde olan hem de modern anlatım tekniklerini kullanan son derece zeki bir yapım.
Dizi, ünlü İngiliz yazar Anthony Horowitz’in aynı adlı çok satan romanından uyarlandı. Senaryoyu bizzat Horowitz kaleme aldığı için kitabın katmanlı yapısı ekrana kusursuz bir şekilde yansıtıldı.
ODizinin merkezinde, editör Susan Ryeland rolüyle usta oyuncu Lesley Manville yer alıyor. Roman içindeki hayali dedektif Atticus Pünd karakterine ise, tavırlarıyla adeta bir Hercule Poirot prototipi çizen Tim McMullan hayat veriyor.
Hikaye içinde hikaye anlatan bu yapımda; bir yayıncı, ünlü bir polisiye yazarının son el yazmasını incelerken yazarın şüpheli ölümüyle sarsılır. El yazmasının son bölümü kayıptır. Editör Susan, gerçek hayattaki yazarın ölümünü çözmeye çalışırken, bir yandan da bitmemiş romandaki kurgusal cinayeti çözer. İki farklı zaman dilimi ve dünya iç içe geçer.
Özgün kurgusuyla eleştirmenlerden tam not alan dizi, 7.5 gibi yüksek bir IMDB puanına sahip. Agatha Christie tarzı gerilim dizilerinin en iyilerinden biri.
4. Poker Face (2022-2025)
2023 yapımı Poker Face, klasik polisiye kurgusunu modern bir “yol hikayesi” ile birleştiren, son yılların en zekice kurgulanmış suç dizilerinden biri.
Dizi, Knives Out ve Glass Onion gibi modern polisiye başyapıtlarının arkasındaki isim olan Rian Johnson tarafından yaratıldı. Dizi herhangi bir romandan uyarlanmamış olsa da, 1970’lerin efsanevi dizisi Columbo‘nun “katilin en baştan belli olduğu” (howcatchem) tarzına bir saygı duruşu niteliğinde.
Dizinin kalbi, yalanları anlama konusunda doğuştan yetenekli olan Charlie Cale karakterine hayat veren Natasha Lyonne. Her bölümde Adrien Brody, Joseph Gordon-Levitt ve Nick Nolte gibi dünyaca ünlü yıldızlar konuk oyuncu olarak hikayeye dahil olur.
Charlie, birinin yalan söylediğini anında anlama yeteneğine sahip, başına buyruk bir kadındır. Bir olay yüzünden yollara düşen Charlie, Plymouth Barracuda arabasıyla Amerika’yı boydan boya geçerken durakladığı her yerde gizemli bir cinayetle karşılaşır. Bu yeteneği ve keskin zekasıyla, profesyonel bir dedektif olmasa da adaleti sağlamak için vakaları birer birer çözer.
7.9 gibi yüksek bir IMDb puanına sahip olan dizi, Natasha Lyonne’a Emmy ve Altın Küre adaylıkları kazandırdı.

5.Inspector Morse (1987-2000)
1987-2000 yılları arasında yayınlanan Inspector Morse, modern polisiye türünü yeniden tanımlayan ve “beyefendi dedektif” kavramını Oxford’un akademik atmosferiyle birleştiren efsanevi bir yapım.
Dizi, İngiliz yazar Colin Dexter’ın ünlü roman serisinden uyarlandı. Dexter’ın yarattığı Morse karakteri; klasik müzik (özellikle Wagner), opera, çapraz bulmaca ve gerçek bira (real ale) tutkusuyla, türünün en özgün ve entelektüel figürlerinden biri haline geldi.

Dizinin kalbi, Müfettiş Morse rolüyle devleşen John Thaw’dur. Thaw, karakterin huysuz ama zeki ve melankolik yapısını ustalıkla yansıttı. Ona, daha ayakları yere basan ve pratik zekalı ortağı Dedektif Robbie Lewis rolünde Kevin Whately eşlik eder.
Oxford’un tarihi kolejleri, kütüphaneleri ve nehir kıyılarında geçen dizi; karmaşık cinayetleri aksiyondan ziyade tümdengelim ve entelektüel çıkarımlarla çözer. Morse’un ikonik kırmızı Jaguar Mark 2 arabası ve Oxford’un puslu manzaraları, dizinin ayrılmaz bir parçasıdır.
2 kez BAFTA En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazanan dizinin IMDb puanı:8,2. Başarısı sayesinde Lewis ve Endeavour gibi iki önemli yan diziye (spin-off) ilham kaynağı oldu.

6. Death in Paradise (2011-)
2011 yılında başlayan Death in Paradise, klasik İngiliz polisiyesi ile egzotik Karayip atmosferini birleştiren, izlemesi son derece keyifli bir “kapalı oda” gizem dizisi.
Dizi Robert Thorogood tarafından yaratıldı. Ancak Thorogood, dizinin başarısının ardından ana karakterleri içeren bir dizi polisiye roman kaleme aldı. Senaryo yapısı, her bölümün sonunda tüm şüphelilerin bir araya toplandığı o meşhur Agatha Christie tarzı çözüm sahnelerine dayanır.
Dizinin en ilginç özelliği, her birkaç sezonda bir başrol dedektifinin değişmesidir. Ben Miller (Richard Poole) ile başlayan macera; Kris Marshall (Humphrey Goodman), Ardal O’Hanlon (Jack Mooney) ve Ralf Little (Neville Parker) ile devam etti. Onlara sadık yerel ekip üyeleri olarak Sara Martins ve Danny John-Jules gibi isimler eşlik eder.
Hayali Saint Marie adasına atanan titiz ve kuralcı İngiliz dedektiflerin, yerel ekiple birlikte adadaki karmaşık cinayetleri çözme çabalarını anlatır. İngiliz soğukkanlılığı ile Karayip sıcaklığının çatışması, diziye harika bir mizah katar.
Dizinin IMDb puanı: 7,8.
7. Sherlock (2010-2017)
2010 yılında BBC ekranlarında başlayan Sherlock, Sir Arthur Conan Doyle’un ölümsüz karakterini Viktorya döneminden alıp modern Londra’nın kalbine yerleştiren devrim niteliğinde bir yapım.
Dizi, Doyle’un orijinal Sherlock Holmes hikayelerini temel alır ancak Steven Moffat ve Mark Gatiss, olayları akıllı telefonlar, bloglar ve modern adli tıp yöntemleriyle yeniden yorumladı. Her bölüm, orijinal bir öyküye (örneğin; Kızıl Dosya’dan Pembe Dosya’ya) zekice göndermeler içerir.
Benedict Cumberbatch, “yüksek işlevli sosyopat” Sherlock rolüyle küresel bir ikona dönüşürken; Martin Freeman, ona insani bir denge sunan Dr. John Watson karakterine hayat verdi. Andrew Scott ise gelmiş geçmiş en karizmatik ve tehlikeli Jim Moriarty yorumlarından birini sundu.
Modern Londra’da geçen dizide; savaş gazisi Dr. Watson ve dâhi danışman dedektif Sherlock Holmes, 221B Baker Street’teki dairelerini paylaşırken Scotland Yard’ın çözemediği en karmaşık cinayetleri ve uluslararası tehditleri yüksek zeka oyunlarıyla çözerler.
Dokuz Emmy ve çok sayıda BAFTA ödülü kazanan dizi, 9.1/10 gibi muazzam bir IMDb puanıyla tüm zamanların en iyi dizileri arasında yer alır.
8. Maigret (2015-2017)
2016 yılında yayına başlayan Maigret, polisiye edebiyatının en insancıl ve derinlikli karakterlerinden biri olan Fransız Komiser Jules Maigret’yi İngiliz estetiğiyle yeniden ekranlara taşıyor.
Dizi, Belçikalı yazar Georges Simenon’un dünya çapında fenomen olan devasa roman serisinden uyarlandı. Stewart Harcourt tarafından senaryolaştırılan yapım, Simenon’un psikolojik derinliği ön planda tutan, atmosferik anlatım tarzına sadık kaldı.
Dizinin en büyük sürprizi, genellikle komedi rolleriyle tanıdığımız Rowan Atkinson’ın Komiser Maigret rolündeki muazzam performansıdır. Atkinson, alışılmış enerjik tarzının aksine; sakin, gözlemci ve melankolik bir Maigret portresi çizerek izleyicileri şaşırtır. Ona Lucy Cohu ve Shaun Dingwall gibi yetenekli isimler eşlik eder.
1950’lerin kasvetli ve puslu Paris’inde geçen hikayelerde; Komiser Maigret, suçluların peşinden sadece ipuçlarını takip ederek değil, onların ruh hallerini ve motivasyonlarını anlamaya çalışarak gider. Aksiyondan ziyade karakter analizine ve dönemin toplumsal yapısına odaklanan vakalar, izleyiciyi adeta o dönemin Paris sokaklarına hapseder.
Sinematografisi ve Atkinson’ın oyunculuğuyla büyük övgü toplayan dizinin IMDb puanı:7,2.

9.Lewis (2005-2015)
2006 (pilot bölümüyle 2005) yılında başlayan Lewis, efsanevi Inspector Morse dizisinin başarısını devralan ve Oxford’un entelektüel atmosferini modern bir dokunuşla sürdüren son derece başarılı bir “spin-off” yapım.
Dizi, Colin Dexter’ın yarattığı karakterlere dayanır.. Başmüfettiş Morse’un ölümünden beş yıl sonrasını konu alan yapım, karakterlerin geçmişteki mirasına sadık kalarak Oxford’un akademik ve karanlık sırlarını deşifre etmeye devam eder.
Kevin Whately, Morse’un sadık yardımcısıyken artık kıdemli bir müfettiş olan Robert Lewis rolüyle geri döner. Ona, felsefe mezunu, dindar ve oldukça zeki yardımcısı Dedektif James Hathaway rolünde Laurence Fox eşlik eder. İkilinin arasındaki kuşak farkı ve karakter zıtlığı, dizinin en güçlü dinamiğidir.
Eşini bir kazada kaybetmiş olan Lewis, Oxford’a geri dönerek karmaşık cinayetleri çözmeye başlar. Oxford Üniversitesi’nin tarihi kolejlerinden elit kulüplerine kadar uzanan geniş bir yelpazede işlenen suçlar, Lewis’in tecrübesi ve Hathaway’in entelektüel çıkarımlarıyla aydınlatılır.
Dokuz sezon süren bu başarılı dedektiflik hikayesinin IMDb puanı: 8,2. Agatha Christie tarzı gizem dizilerinin en iyilerinden biri.

10.Murder, She Wrote (1984-1996)
1984 yılında yayına başlayan Murder, She Wrote (Cinayet Dosyası), televizyon dünyasının en sevilen ve en uzun soluklu gizem serilerinden biri.
ana karakter Jessica Fletcher, Agatha Christie’nin ünlü Miss Marple karakterinden esinlenerek yaratıldı. Richard Levinson ve William Link tarafından hayata geçirilen yapım, her bölümde çözülmesi güç bir bulmacayı izleyiciye sunar.
Dizinin tartışmasız yıldızı, emekli öğretmen ve başarılı polisiye yazarı Jessica Fletcher rolüyle devleşen Angela Lansbury‘dir. Lansbury, bu rolüyle tam 12 kez üst üste Emmy adaylığı göstererek kırılması güç bir rekorun sahibi oldu.
Maine eyaletindeki hayali sahil kasabası Cabot Cove’da yaşayan Jessica Fletcher, keskin gözlem yeteneği ve mantığı sayesinde yerel polisin çözemediği karmaşık cinayetleri aydınlatır. Bir yazar olmanın getirdiği merak duygusuyla, seyahat ettiği her yerde kendini bir gizemin ortasında bulan Jessica, suçluları daktilosunun başına geçmeden hemen önce yakalar.
İki Altın Küre ödülü kazanan dizinin IMDb puanı: 7,1. 12 sezonluk başarısıyla “cozy mystery” (sıcak polisiye) türünün altın standardı kabul edilir. Agatha Christie tarzı gizem dizilerinin en iyilerinden biri.

11. The White Lotus (2021-)
2021 yılında yayına başlayan The White Lotus, modern toplumun sınıfsal çatışmalarını, ayrıcalıklı hayatların boşluğunu ve insan doğasının karanlık yanlarını keskin bir hicivle ele alan son yılların en ses getiren yapımlarından biri.
Dizi Mike White tarafından yazıldı ve yönetildi. Bir antoloji serisi olarak kurgulanan yapım, her sezonda farklı bir lokasyonda (Hawaii, Sicilya, Tayland) farklı bir konuk grubunun hikayesini anlatır.

Dizinin her sezonu yıldız isimlerle doludur. İlk iki sezonda Jennifer Coolidge (Tanya) performansıyla efsaneleşirken; Murray Bartlett, Connie Britton, Aubrey Plaza, Theo James ve F. Murray Abraham gibi isimler diziye derinlik kattı.
Dizi, ultra lüks “White Lotus” oteller zincirinin şubelerinde geçer. Bir haftalık tatil için gelen zengin konuklar ile onları memnun etmeye çalışan otel çalışanları arasındaki gerilimi konu alır. Hikaye genellikle bir cinayetle başlar ve o noktaya nasıl gelindiğini karakterlerin psikolojik çözümlemeleriyle, mizahi ama tekinsiz bir dille anlatır.
Toplamda 15 Emmy ödülü kazanan dizinin İMDb puanı: 8,0.

12.Midsomer Murders (1997-)
1997 yılında başlayan Midsomer Murders, İngiliz kırsalının huzurlu görüntüsünün ardındaki gizli nefretleri ve karmaşık cinayetleri konu alan, televizyon tarihinin en uzun soluklu polisiye klasiklerinden biri.
Dizi, yazar Caroline Graham’ın “Chief Inspector Barnaby” roman serisinden uyarlandı .Graham’ın kurduğu bu dünya, her ne kadar pastoral bir atmosfer sunsa da, özünde İngiliz orta sınıfının karanlık sırlarını ve toplumsal gerilimlerini barındırır.

Dizinin ikonik başrolü Başmüfettiş Tom Barnaby rolüyle John Nettles’tır. Nettles’ın 2011’deki ayrılışından sonra görevi, kuzeni John Barnaby karakteriyle Neil Dudgeon devraldı. Onlara her dönem değişen, sadık ve yetenekli yardımcı teğmenler (Sgt. Troy, Scott, Jones, Winter) eşlik eder.
Hayali Midsomer kontluğunun irili ufaklı köylerinde geçen dizi; kilise korolarından bahçe festivallerine kadar en masum görünen yerlerde işlenen sıra dışı cinayetleri ele alır. Her bölüm, Barnaby’nin keskin zekası ve sabrıyla çözülen karmaşık bir bulmaca gibidir.
Birçok televizyon ödülü adaylığı bulunan ve dünya genelinde milyonlarca hayranı olan dizinin IMDb puanı: 7,7. Agatha Christie tarzı gizem dizilerinin en iyilerinden biri.

13.Endeavour (2012-2023)
2012 yılında başlayan Endeavour, polisiye dünyasının en sevilen karakterlerinden biri olan Müfettiş Morse’un gençlik yıllarına odaklanan, hüzünlü ve entelektüel derinliği yüksek bir “prequel” (önceki hikaye) dizisi
Dizi, Colin Dexter’ın yarattığı efsanevi karakterden esinlenerek Russell Lewis tarafından kaleme alındı. Orijinal Inspector Morse dizisine ve romanlarına son derece saygılı bir tonda hazırlanan yapım, karakterin neden bu kadar melankolik, operasever ve yalnız bir adam olduğunu titizlikle işler.
Genç Endeavour Morse rolünde Shaun Evans, olağanüstü performansıyla karaktere kırılgan ama keskin bir zeka kattı. Ona rehberlik eden baba figürü ve akıl hocası Dedektif Fred Thursday rolünde ise usta oyuncu Roger Allam yer alıyor. İkilinin arasındaki kimya, dizinin duygusal merkezini oluşturur.
1960’ların ve 70’lerin Oxford’unda geçen dizi; eğitimini yarıda bırakmış, klasik müzik ve çapraz bulmaca tutkunu genç Morse’un bir polis memuru olarak kariyerine başlamasını konu alır. Oxford’un akademik çevresinden karanlık arka sokaklarına kadar uzanan vakalar, Morse’un dehası ve alışılmadık yöntemleriyle çözülür.
Sinematografisi, müzikleri ve dönem atmosferiyle büyük beğeni toplayan dizinin IMDb puanı: 8,6.

14.Monk (2002-2009)
2002 yılında yayına başlayan Monk, polisiye türüne trajikomik bir derinlik katan, karakter odaklı en özgün yapımlardan biri.
Dizi Andy Breckman tarafından yaratıldı. Ancak ana karakter Adrian Monk, Sherlock Holmes’un gözlem yeteneği ile modern dünyanın obsesif-kompulsif bozukluklarını (OKB) birleştiren nev-i şahsına münhasır bir figürdür.
Tony Shalhoub, Adrian Monk rolündeki muazzam performansıyla karakteri bir televizyon efsanesine dönüştürdü. Ona sadık asistanları Sharona (Bitty Schram) ve Natalie (Traylor Howard), sabırlı Yüzbaşı Stottlemeyer (Ted Levine) ve Teğmen Disher (Jason Gray-Stanford) eşlik eder.
Eşinin faili meçhul cinayetinden sonra fobileri ve takıntıları şiddetlenen eski dedektif Monk, San Francisco polis departmanına danışmanlık yapar. Mikroplardan, yükseklikten ve simetri bozukluğundan korksa da, bu “farklı” bakış açısı onun kimsenin göremediği ipuçlarını bulmasını sağlar. Her vaka, onun için hem bir bulmaca hem de kişisel bir sınavdır.
Tony Shalhoub bu rolle üç Emmy ve bir Altın Küre kazandı. IMDb puanı: 8,1. Agatha Christie tarzı gizem dizilerinin en iyilerinden biri.

15.Astrid et Raphaëlle (2019-)
2019 yılında yayınlanmaya başlayan Fransız yapımı Astrid et Raphaëlle, klasik polisiye formüllerini nöroçeşitlilik temasıyla harmanlayan, son yılların en özgün ve sürükleyici dedektiflik hikayelerinden biri.
Dizi Alexandre de Seguins ve Laurent Burtin tarafından yaratıldı. Senaryo, sosyal etkileşimde zorlanan ama muazzam bir hafızaya sahip olan otizmli bir arşivci ile enerjik bir dedektif arasındaki sarsılmaz dostluğa odaklanır.

Dizinin kalbinde iki güçlü kadın oyuncu yer alır: Otizmli Astrid Nielsen rolünde muazzam bir fiziksel performans sergileyen Sara Mortensen ve ona hayat dolu, sabırlı ortağı Komiser Raphaëlle Coste rolünde eşlik eden Lola Dewaere. İkilinin arasındaki kimya, dizinin başarısının temel taşıdır.
Konusu: Paris’te geçen hikayede; kural tanımaz ve sezgileriyle hareket eden Raphaëlle, polisin adli arşivinde çalışan Astrid’in dâhice analiz yeteneğini keşfeder. Astrid’in karmaşık bulmacaları çözme becerisi, Raphaëlle’in saha tecrübesiyle birleşince, en içinden çıkılmaz dosyalar bile birer birer aydınlanır.
Özellikle otizm spektrumunu hassasiyetle ele aldığı için büyük övgü toplayan dizinin IMDb puanı: 7,9.
16.Rosemary & Thyme (2003-2006)
2003 yılında yayına başlayan Rosemary & Thyme, İngiliz kırsalının eşsiz bahçe manzaralarını suç ve gizemle birleştiren, izlemesi son derece keyifli bir “cozy mystery” (sıcak polisiye) dizisi.
Dizi Brian Eastman ve Clive Exton tarafından yaratıldı. Ancak, her bölümde karşımıza çıkan o İngiliz tarzı “bahçe merakı” ve amatör dedektiflik ruhu, klasik İngiliz polisiyesi geleneğine sıkı sıkıya bağlıdır.

Dizinin başarısı, başroldeki iki usta kadın oyuncunun kimyasına dayanır: Eski bir bitki patoloğu olan Rosemary Boxer rolünde Felicity Kendal ve eski bir polis memuru olan Laura Thyme rolünde Pam Ferris. İkilinin arasındaki samimi dostluk, dizinin en çekici yanıdır.
Rosemary ve Laura, hayatlarının zorlu bir döneminde yolları kesişen iki kadındır. Birlikte bir bahçe tasarım ve restorasyon işi kurarlar. Gittikleri görkemli şatolarda, malikânelerde veya tarihi manastırlarda sadece bitkilerdeki hastalıkları iyileştirmekle kalmaz; aynı zamanda karşılaştıkları gizemli cinayetleri de tıpkı bir bahçıvan titizliğiyle çözerler.
Huzurlu atmosferi ve hafif mizahıyla sevilen dizinin IMDb puanı:7,6. Agatha Christie tarzı gizem dizilerinin en iyilerinden biri.
17.Ludwig (2024-)
2024 yılında BBC ekranlarında izleyiciyle buluşan Ludwig, polisiye türünü zekice bir mizah ve kardeşlik bağıyla harmanlayan, son dönemin en taze ve dikkat çekici yapımlarından biri.
Dizi Mark Brotherhood tarafından yaratıldı. Ancak hikaye, bulmaca meraklılarının ve mantık yürütmeyi sevenlerin bayılacağı, “saf zekanın suçu yenmesi” üzerine kurulu klasik dedektiflik geleneğine modern bir selam duruşu niteliğinde.
Dizinin başarısının arkasındaki en büyük güç, başroldeki David Mitchell. Mitchell, sosyal becerileri kısıtlı ama zekası parıldayan John “Ludwig” Taylor rolünde kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiler. Ona, kararlı ve zeki yengesi Lucy rolünde Anna Maxwell Martin eşlik eder.
Kendi halinde yaşayan bir bulmaca tasarımcısı olan John Taylor’ın hayatı, ikiz kardeşi (bir polis müfettişi) aniden ortadan kaybolunca altüst olur. Kardeşinin yerine geçip onun gibi davranarak bu kayboluşun ardındaki gizemi çözmeye çalışan John, sosyal fobi ve takıntılarına rağmen, bulmaca çözme yeteneğini gerçek cinayet dosyalarında kullanmaya başlar.
Dizinin IMDb puanı: 8,1.

18.Foyle’s War (2002-2015)
2002 yılında yayına başlayan Foyle’s War, İkinci Dünya Savaşı’nın kaotik atmosferini bir polisiye dekoru olarak değil, hikayenin kalbi olarak kullanan gelmiş geçmiş en nitelikli dönem dizilerinden biri.
Dizi ünlü polisiye yazarı Anthony Horowitz tarafından yaratıldı. Horowitz, savaşın cephe arkasındaki toplumsal etkilerini, karaborsayı ve casusluk faaliyetlerini titiz bir tarihi araştırmayla senaryolaştırdı.
Dizinin ruhu, Başmüfettiş Christopher Foyle rolündeki Michael Kitchen’dır. Kitchen, karakterin az konuşan ama derin bakan, sarsılmaz ahlaki pusulasını muazzam bir sakinlikle yansıtır. Ona sadık şoförü Samantha Stewart rolünde Honeysuckle Weeks ve yardımcısı Paul Milner rolünde Anthony Howell eşlik ediyor.
Savaşın sürdüğü Hastings kıyılarında geçen dizi; herkesin gözü cephedeyken, içerideki suçlularla uğraşan Foyle’un mücadelesini anlatır. Foyle için adalet, savaşın gürültüsünden daha kutsaldır.
BAFTA dahil pek çok prestijli ödüle layık görülen yapımın IMDb puanı 8.6.
19.Agatha Raisin (2014-2022)
2014 yılında bir televizyon filmiyle başlayan ve ardından diziye dönüşen Agatha Raisin, İngiliz kırsalının huzurunu modern bir mizah ve rengârenk bir görsel dille birleştiren en eğlenceli “cozy mystery” örneklerinden biri.
Dizi, İskoç yazar M.C. Beaton’ın dünya çapında çok satan aynı adlı popüler roman serisinden uyarlandı. Beaton’ın yarattığı karakter, klasik köy polisiyelerindeki ağırbaşlı dedektif tiplemelerinin aksine, hırslı ve şehirli bir halkla ilişkiler uzmanı.

Dizinin enerjisini belirleyen isim, Agatha Raisin rolüyle harikalar yaratan Ashley Jensen’dır. Jensen, karakterin özgüvenli, bazen sakar ama her zaman pes etmeyen yapısını ustalıkla yansıtır. Ona, sadık arkadaşları Roy Silver (Mathew Horne) ve temizlikçisi Gemma Simpson (Katy Wix) eşlik eder.
Londra’daki başarılı kariyerini bırakıp hayalindeki huzurlu hayat için Cotswolds’un şirin bir köyüne yerleşen Agatha, kısa sürede köy hayatının göründüğü kadar sakin olmadığını anlar. Bir kişisel tatmin meselesi olarak girdiği yemek yarışmasındaki bir cinayetle başlayan serüveni, onu köyün amatör ama en keskin zekalı dedektifine dönüştürür.
Hafif, eğlenceli ve görsel olarak doyurucu atmosferiyle sevilen dizinin IMDb puanı: 7,2.





