Samuel Beckett ve Absürt Tiyatro

Samuel Beckett ve Absürt Tiyatro

Samuel Beckett

Samuel Beckett ve Godot’yu Beklerken Oyunu’na geçmeden önce absürd tiyatro nedir? ona bir bakalım.

Absürd Tiyatro Nedir?

Absürd Tiyatro, eleştirmen Martin Esslin tarafından çoğunlukla 1950’lerde ve 1960’larda yazılmış bir dizi oyun yazarının çalışması için kullanılan bir terim. Bu terim, Fransız filozof Albert Camus’un bir denemesinden türetilmiştir.

Camus’un 1942’de kaleme aldığı Sisifos Söyleni’nde önce insani durumu temelde anlamsız ve saçma olarak tanımladı. Samuel Beckett, Arthur Adamov, Eugene Ionesco, Jean Genet, HaroldPinter ve diğerlerinin ‘absürt’ oyunları, insanın anahtarın dışında olduğu bir evrende yaşadığı görüşünü paylaşıyor.

İsminden de anlaşılacağı üzere absürt tiyatro, var olan tüm kurallara karşı çıkar ve yaşamın düzenini sarsmaya çalışır. Temelde absürt tiyatro, ses ve hareket düzeninden ibarettir. Olaylar arasında herhangi bir bağ kurmaz. Birbirlerinden bağımsız olan olayları sahnenin somut diliyle seyirciye iletmeye çabalar.

Oyunun, olay örgüsünde olay hikayesini vermez. Absürt tiyatro içinde amaçsızlık ve uyumsuzluk vardır. Bireylerin iç dünyalarında olup bitenleri kesin bir şekilde sahneler.

Ekseriyetle oyunların içeriğinde bir uyumsuzluk, mantıksızlık yer alır. Bu da kendi içerisinde tutarlı ve estetiktir. Tutarlı olunan noktalar ise seyirciye aktarılmak zorunda değildir.

Absürt tiyatro terimi ilk defa yazar ve eleştirmen Martin Esslin tarafından yirminci yüzyılın dikkat çekici yönelimini tanımlamak ve ayrıca Fransa’da geleneksel bati tiyatrosu kavramlarından kopmuş olan 50’li yılların bazı oyun yazarlarının eserlerini sınıflandırmak için ortaya konulmuştur.

samuel_beckett_godot_yu_beklerken
Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken Oyunu ( Buenos Aires-1956)

Absürd Tiyatronun Mihenk Taşı; Godot’yu Beklerken

Godot kimdir biliyor musunuz?

Peki Godot’yu beklemek nedir?

Godot, insandır. İnsanın ta kendisidir.

Godot’yu beklemek, hiçbir zaman gelmeyecek olanı beklemektir.
Zamanı yitirmektir.
Zamanın neresinde olduğunu bilememektir.
Yaşamın gerçek mi rüya mı olduğuna karar verememektir.
Kendini bu yaşama kimin veya neyin getirdiğini aramaktır.
Neresi olduğunu bilmediğin yerlere gitmek isteyip nasıl gideceğini bulamamaktır.
Aynada görüntünü görememektir.

Aramak, düşünmek, unutmak, anımsamak, sonra yine unutmaktır.

Hep en başa dönmek ve bu döngü içinde deliliğe yeniden bir dönüştür.

Yitmektir.

Biz ne yapıyoruz?

Hepimiz, Godot’yu bekliyoruz.

Peki Godot ne zaman gelecek biliyor muyuz?

samuel_beckett_1922
Samuel Beckett-1922

Samuel Beckett edebiyatta modernizmin temsilcisi ve Absürd Tiyatro’nun kurucusu olarak biliniyor.

Eserlerini İngilizce ve Fransıza dillerinde yazan Beckett, ünlü oyunu Godot’yu Beklerken’i yazdıktan sonra dünyaca tanınan biri oldu.

Samuel Beckett 1969’da Nobel Ödülü’nü aldı.




Samuel Beckett ve Toplum

Beckett’in Godot’yu Beklerken, Mutlu Günler ve Oyun Sonu gibi oyunları incelendiğinde, oyun kişilerinin toplumdan soyutlanmış bir yaşam sürdükleri görülür.

Beckett’in iki kişilik oyunları ve bu oyunlarındaki iki kişinin birbirine bağımlılığı, onun oyunlarının dikkat çekici bir özelliği.

Beckett insan ilişkilerini iki kategoriye ve bir ilkeye bağlıyor: İnsanlar birbirine muhtaç.

Ya dostluk ya güç ilişkisi içindeler.

Dostluk küsüp barışma; güç değişken rollerde kişiler arasında yön değiştirerek sürüp gitmektedir.

Absürt Tiyatroya Türk Örnek; Canlı Maymun Lokantası 

2012 yılında hayatını kaybeden Türk oyun yazarı Güngör Dilmen tarihi ve mitolojik öğeler içeren eserleriyle biliniyor. Oyunlarında bulunduğu dönemi başarıyla eleştiren yazar birçok ödüle layık görüldü. Canlı Maymun Lokantası adlı oyunu ise Türk absürt tiyatro oyunları arasında en bilinenlerden. Amerika’dan Çin’e balayı tatiline giden Jonathan çiftinin olaylarını ele alan oyun dönem eleştirisi ve absürt olaylarıyla dikkat çekiyor.

Aykırılık ve Sorgulama

Aykırı olarak anılan bu tiyatro türü seyirciyi hayatı sorgulamaya yöneltir.

İzleyicinin alışagelmiş olduğu klasik oyun örgüsünü reddeder.

Okuyucuya ve izleyiciye hikâyenin sonunu kendi zevkine ve anlayışına göre hayal etme imkânı verir,

Oyun içinde var olan kahramanların iç dünyalarını ve psikolojisini gözlemlemeyi sağlar.

Bazen oyun için oluşturulacak dekoru reddebilir.

Absürt Tiyatro, insanı basmakalıp, mekanik ve kendini beğenmiş bir varoluştan şok ederek bunu başarmayı umuyor.

Sonuç olarak, saçma sapan oyunlar, izleyiciyi doğrudan korkutmayı amaçlayan, son derece sıra dışı, yenilikçi bir form üstlendi. İkinci Dünya Savaşı sonrası anlamsız ve Tanrısız dünyada, inandırıcı olmaktan çıkıp geçerliliğini yitirmiş bu tür geleneksel sanat biçimlerini ve standartlarını kullanmaya devam etmek artık mümkün değildi. Absürt Tiyatro, geleneksel tiyatroya açıkça isyan etti.

Gerçeküstü, mantıksız, çatışmasız ve plansızdı.

Kimine göre anlaşılamadığı için mantıksız gelen ve sevilmeyen bu tür hakkında sizin görüşleriniz nelerdir?

Yorumlara yazabilirsiniz.


Le Jurnal’da yayınlanan yazılarımızı kaçırmamak için aşağıdaki bültene kayıt olabilirsiniz.

Bir cevap yazın