Gabriel Garcia Marquez-Kırmızı Pazartesi

gabriel_garcia_marquez_kirmizi_pazartesi

Kolombiya’nın Nobel’li yazarı Gabriel Garcia Marquez’in en unutulmaz eserlerinden biri hiç kuşkusuz Kırmızı Pazartesi.Daha kitabın başında bir cinayetin işleneceğini,kimin öleceğini ve kimlerin katil olacağını bildiğimiz bir kitap.

Aslında sadece bu yönüyle bile çok ilginç roman anlatım şekli ve anlattığı hikayeyle de farklı bir yerde duruyor.

Gabriel Garcia Marquez’in gazetecilik yönünün de açığa çıktığı bir anlatım tarzı var.Bir röportaj gibi olayın taraflarına sorulan sorular, sorgu hakiminin notları üzerinden ilerliyor eser.

Marquez bu kitabı 1981’de yazdı, ancak uzun yıllardır yazmak istediği bir kitap. Ailesi bu gerçek hikayeyi yazmasına bir anlamda mani olmuş çünkü yazarsa aile büyüklerinin de ismini vermesi gerektiğini düşünmüşler.

Kitabın orijinal adı Crónica de una Muerte Anunciada (İngilizcesi Chronicle of a Death Foretold) Türkçe’ye İlan Edilmiş Bir Cinayeti Güncesi şeklinde çevrilebilir.Kitabı Türkiye’de yayınlayan Can Yayınları’nın sahibi Erdal Öz isim olarak daha uygun olduğunu düşündüğü için Kırmızı Pazartesi adıyla basıldı.

leonardonun_yahudasi
Leonardo’nun Yahudası-Leo Perutz

Kırmızı Pazartesi Konusu

Kırmızı Pazartesi romanı aslında inceliğine bakarak novella’da diyebiliriz Santiago Nasar’ın o gün öldürüleceğini açıklayan bir cümleyle başlıyor.Kitap ilerledikçe Santiago Nasar’ın bölgenin iyi durumda olan bir ailenin oğlu ve babasının Arap kökenli olduğunu öğreniyoruz. Santiago henüz 21 yaşında yakışıklı,atletik,ailesinin çiftlik işleriyle uğraşan neşeli bir genç adam.Ailelerin uygun görmesi nedeniyle nişanlandığı bir nişanlısı da var.

Santiago’nun katilleri de ikiz kardeşler Pedro ve Pablo Vicario ise sadece 24 yaşındalar.Kız kardeşleri Angela Vicario’nun düğünün sabahı bu cinayeti işleyeceklerini herkese duyuran gençler.Orta -halli saygın bir ailenin çocukları.Kız kardeşleri Angela Vicario köyün en güzel kızlarından biri.

Her şeyin değişmesine sebep olan kişiyse düğünden 6 ay önce kasabaya gelen Bayardo San Ramon. Otuz yaşlarında, gösterişli bir şekilde giyinen bir adam.Köyden köye dolaşmasının sebebini evleneceği kızı aradığını söyleyerek açıklayan Bayardo,kaldığı pansiyonun hamağında uyuklarken annesiyle birlikte Angela Vicario’yu görür.Pansiyonun sahibesine bana uyanınca bu kızla evleneceğimi hatırlatın diyebilecek tipte bir adam.

Angela’yla evlenmeye karar veren Bayardo San Ramon,genç kızı etkilemeye çalışmak yerine ailesini parasal gücüyle etkiler ve öncelikle ailesini bu evliliğe ikna eder. Angela bu evliliği hiç istemese de sonunda razı olur.

Ancak bir sorun vardır ki Angela bakire değildir.Namusun sadece kadın cinselliği üzerinden tanımlanması nedeniyle olaylar farklı bir boyuta çıkar tabi ki.

Şaşalı düğün gecesi Bayardo San Ramon karısını ailesinin evine götürdüğü anda geri sayım başlar. Angela öncelikle annesinden adam akılı bir dayak yer, sonra ağabeylerinin sorgusuna maruz kalır ve kızın ağzından Santiago Nasar’ın adını duyan ikizler için yapılacak tek şey Nasar’ı öldürmektir.

Aslında kendi halinde iki genç olan ikizlerde bir canı almak istemez ama mahalle baskısı diyebileceğimiz töre ya da namus cinayeti işlenmelidir.Bu onların şerefidir aslında.

Birileri onlara engel olsun diye, herkese cinayet işleyeceklerini duyurmalarına rağmen kimse Santiago’ya bu haberi vermez.Herkesin Santiago’nun ölümü için bir sebebi vardır.

Bazıları ikizleri ciddiye almaz,bazıları namus için cinayet işlenmesi gerektiğini düşünür,bazıları da Santiago’nun ölmesini tüm bu olaydan bağımsız olarak ister.

Belediye Başkanı,rahip köyde bulunan herkes bilir ama hiç kimse bir şey söylemez.

Kitapta ayrıntıları ile anlatılan cinayet de bir film sahnesi gibidir adeta.

Gabriel Garcia Marquez

Kırmızı Pazartesi‘den bu kadar bahsedip Gabriel Garcia Marquez’in hayatına kısaca değinmeden olmaz.6 mart 1927 tarihinde doğan Marquez, genç yaştan itibaren çeşitli yazın türleriyle uğraştı ve karikatürler çizdi. Hukuk fakültesindeki eğitimini yazarlık kariyeri için veda etti. Uzun zaman gazetecilik yaptı.1958 yılında Mercedes Barcha ile evlendi ve Rodrigo Garcia ve Gonzalo isimli iki oğlu oldu. James Joyce ve Virginia Woolf’un iç monolog tekniğinden etkilendi.

En ünlü eserlerinden olan Yüzyıllık Yalnızlık(Cien Años de Soledad) ‘ı 1967 yılında yazdı.okunması en zor kitaplarından biri olan Başkan Babamızın Sonbaharı(El otoño del Patriarca), Latin Amerika’da bir diktatörün hezeyanlarını anlatır.1981 yılında Kırmızı Pazartesi(Crónica de una Muerte Anunciada) ve 1985 yılında Kolera Günlerinde Aşk(El amor en los Tiempos del Cólera) yayınlandı.1982 yılında Nobel Edebiyat ödülü’nü kazandı.17 Nisan 2014’te hayatını kaybetti.

Bu Yazıyı Beğendiyseniz Bunlar da İlginizi Çekebilir:

lenin
Lenin’in Hayatı ve Ekim Devrimi
en_iyi_rus_romanlari
En İyi Rus Romanları
golgede_ve_guneste_futbol
Gölgede ve Güneşte Futbol

Bir cevap yazın