Last Updated on 25 Aralık 2025 by Aslıhan Demiralay

En İyi Seri Katil Filmleri

Seri katil filmleri ve dizileri bazen seyretmesi zor olsa da, seri katil filmleri 1920’lerden beri sinemanın içinde olan bir tür. Bazen gerçek olaylara dayanan bazen de hayal gücüne dayanan yapımlar seyirciyi sinema salonlarına getirmeyi başardı.

Genellikle sorulan sorular olan seri katil filmleri hangileri? en iyi seri katil filmleri listesi ? IMDB puanı en yüksek seri katil filmleri gibi soruları bu yazıda cevaplamayı umuyoruz.

1994 yapımı Serial Mom (Seri Katil Anne), banliyö hayatının sahte nezaketini sert bir dille eleştiren, kara mizah türünün kültleşmiş örneklerinden biri. Filmin yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını, aykırı tarzıyla tanınan “Yeraltının Kralı” lakaplı John Waters üstlendi. Waters, bu filminde orta sınıf Amerikan aile yapısını ve toplumun suçlulara olan sapkın hayranlığını hiciv dolu bir dille beyaz perdeye aktarır.

Filmin oyuncu kadrosunda, kusursuz ev hanımı ve gizli seri katil Beverly Sutphin rolünde devleşen Kathleen Turner başrolde yer alıyor. Ona, sadık eşi rolünde Sam Waterston, çocukları rolünde ise Ricki Lake ve Matthew Lillard eşlik eder. Konu, dışarıdan bakıldığında mükemmel bir anne ve komşu gibi görünen Beverly’nin, görgü kurallarına uymayan, beyaz çorap giyen veya geri dönüşüm yapmayan herkesi vahşice öldürmeye başlamasını anlatır. Beverly’nin işlediği cinayetler arttıkça, ailenin ve toplumun bu duruma verdiği absürt tepkiler filmin mizah yükünü oluşturur.

Ödüller ve başarılar açısından değerlendirildiğinde, Serial Mom ana akım bir yapım olmadığı için Oscar ödüllerine aday gösterilmedi. Ancak Kathleen Turner’ın performansı ve filmin özgün tarzı, türün hayranları arasında büyük bir saygınlık kazandı. Yaklaşık 13 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen film, gişede 7,8 milyon dolar civarında kalarak beklentilerin altında bir hasılat elde etse de, yıllar içinde video ve dijital platformlarda bir kült klasiğine dönüştü. Filmin IMDb puanı ise 6,8.

2000 yapımı The Cell (Hücre), bilimkurgu ve gerilim türlerini görsel bir sanat şöleniyle birleştiren, dönemin en dikkat çekici yapımlarından biridir. Filmin yönetmen koltuğunda, reklam ve klip dünyasından gelen ve eşsiz görsel stiliyle tanınan Tarsem Singh oturuyor. Senaryosu Mark Protosevich tarafından kaleme alınan film, sürrealist sahneleri ve sıra dışı kostüm tasarımlarıyla sinema tarihinde estetik açıdan iz bırakan eserler arasında yer alır.

Filmin başrolünde, bir çocuk psikoloğu olan Catherine Deane karakterine hayat veren Jennifer Lopez yer alıyor. Ona, kararlı bir FBI ajanını canlandıran Vince Vaughn ve zihni bir labirenti andıran seri katil rolünde büyüleyici bir performans sergileyen Vincent D’Onofrio eşlik eder. Konu, komaya giren bir seri katilin son kurbanının yerini bulabilmek için deneysel bir teknoloji kullanılarak katilin zihnine girilmesini anlatır. Catherine, katilin bilinçaltındaki korkunç ve sanatsal olduğu kadar tehlikeli dünyada kaybolmadan kurbanı kurtarmaya çalışır.

Ödüller bazında değerlendirildiğinde, The Cell, çarpıcı kostümleri ve makyaj tasarımıyla 73. Akademi Ödülleri’nde En İyi Makyaj dalında Oscar adaylığı elde etti. Gişede büyük bir başarı yakalayan yapım, 33 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında yaklaşık 104 milyon dolar hasılat elde etti. Karanlık atmosferi ve rüya sekanslarıyla izleyiciyi ikiye bölen filmin IMDb puanı ise 6,4.

the_cell_2000
The Cell (2000) Fotoğraf: Wikipedia
The Silence of the Lambs (Kuzuların Sessizliği/1991)

2017 yılında hayatını kaybeden usta yönetmen Jonathan Demme’den usta işi bir film. Baş rollerinde Anthony Hopkins, Jodie Foster, Scott Glenn ve Anthony Heald’in yer aldığı filmde, genç bir FBI ajanı kurbanlarının derisinden kıyafetler diken bir seri katili araştırma görevindedir. Bu katil hakkında bilgi almak için yamyam bir katille irtibata geçen genç ajan bir yandan kendi geçmişiyle de hesaplaşır. Amerika’da gerçek bir seri katil olan ve kurbanlarının dersinden ev eşyası ve kıyafetler yapan Ed Gein’den esinlenen yapım en iyi film, en iyi yönetmen (Jonatham Demme),en iyi erkek oyuncu (Anthony Hopkins), en iyi kadın oyuncu(Jodie Foster) ve en iyi uyarlama senaryo(Ted Tally) dallarında toplam 5 Oscar ödülü aldı. Filmin senaryosunun uyarlandığı roman ise ünlü yazar Thomas Harris’e ait. Film gösterime girdikten sonra yamyam katil Hannbal Lecter’la ilgili bir çılgınlık yarattı, bu ilginç adam çok popüler bir figür haline geldi. 2001 yılında Hannibal ve 2002 yılında Red Dragon(Kızıl Ejder) isimli iki film daha çekildi.

Seri katil filmleri yada en iyi seri katil filmleri denilince akla ilk gelen film belki de Kuzuları Sessizliği.

Kuzuların Sessizliği-The Silence of the Lambs-1991-Trailer
kuzularin_sessiszligi

Gerilim türünün efendisi Alfred Hitchcock‘un sondan bir önceki filmi olan 1972 yapımı Frenzy (Cinnet), yönetmenin uzun yıllar sonra ana vatanı Londra’ya dönüşünü müjdeleyen, karanlık ve sarsıcı bir yapım. Filmin senaryosu, Arthur La Bern’in Goodbye Piccadilly, Farewell Leicester Square adlı romanından Anthony Shaffer tarafından sinemaya uyarlandı. Hitchcock’un kariyerindeki en sert ve grafik sahneleri barındıran bu film, yönetmenin klasik “yanlış adam” temasını modern bir şiddet diliyle harmanlar.

Filmin oyuncu kadrosu, Hitchcock’un yıldız oyunculardan ziyade karakterlere odaklanma tercihiyle, çoğunlukla İngiliz tiyatro kökenli isimlerden oluşur. Başrolde haksız yere suçlanan Richard Blaney karakterini Jon Finch canlandırırken, hikayenin asıl kilit ismi olan kravatlı katil Robert Rusk rolünde Barry Foster tüyler ürpertici bir performans sergiler. Konu, Londra’da kadınları kravatla boğarak öldüren bir seri katilin yarattığı dehşeti ve bu cinayetlerin şanssız bir eski pilot olan Blaney’nin üzerine kalmasını anlatır. Film, bir yandan gerçek katilin kaçış çabalarını, diğer yandan ise yanlış adamın adalet arayışını Hitchcockvari bir mizah ve gerilimle işler.

Ödüller ve başarılar açısından bakıldığında, Frenzy herhangi bir Oscar adaylığı almadı; ancak Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Yönetmen ve En İyi Film dahil dört dalda aday gösterilerek eleştirmenlerin takdirini kazandı. Yaklaşık 2 milyon dolarlık mütevazı bir bütçeyle çekilen film, dünya çapında 12,6 milyon dolar civarında bir gişe hasılatı elde ederek ticari bir başarı yakaladı. Hitchcock’un ustalığını yeniden kanıtladığı bu geç dönem başyapıtı, bugün 7,4 gibi güçlü bir IMDb puanına sahip.

Frenzy (Cinnet/1972)-Trailer

The Hitcher (Otostopçu/1986)

1986 yılından gelen bir seri katil filmi. Yolda uyumamak için yanın bir otostopçuyu alan genç bir adam için kabus başlar. Robert Harmon’ın yönettiği filmin senaryosu Eric Red’e ait. Baş rollerde Rutger Hauer, Chris Thomas Howell ve Jennifer Jason Leigh rol alıyor. Rutger Hauer’in oyunculuğunun dikkat çektiği yapım türün en iyi örneklerinden biri. IMDB puanı:7,2.

2007’de yeniden çekilen film ilkinin kalitesini vermekten uzak kaldı.

Seri Katil filmleri denince ilk planda akla gelmese de aslında türün önemli örneklerinden biri.

The Hitcher (Otostopçu/1986)-Trailer
otostopcu_1986
The Bad Seed(Canavar Tohumu/1956)

Christine Penmark her şeye sahip bir kadındır. Güzel bir ev, iyi bir evlilik ve belki de dünyanın en mükemmel kız çocuğu. Ancak bir gün genç kadın 8 yaşındaki kızının kalpsiz bir katil olduğunu keşfeder ve gerilim de orada başlar. William March’ın romanından uyarlanan filmin senaryosunu John Lee Mahin yazdı. Yönetmenliğini Mervyn LeRoy yaparken, Patty McCormack, William Hopper ve Nancy Kelly baş rolde. Film en iyi kadın oyuncu (Nancy Kelly), en iyi yardımcı kadın oyuncu (Eileen Heckart), en iyi yardımcı kadın oyuncu( Patty McCormack) ve en iyi sinematografi dallarında toplam 4 dalda Oscar’a aday oldu.

Filmin uyarlandığı roman filme dönüştürülmeden önce bir Broadway oyunu olarak seyirciyle buluştu. 1954 yılında başlayan oyun 334 gösteri yaptı ve çocuk oyuncu canlandıran Patty McCormack dahil baş roldeki oyuncular filmde de rol aldı. Filmle ilgili bir başka ilginç ayrıntı ise ünlü yönetmen Alfred Hitchcock’un filmi yönetmesi gündeme gelmesine rağmen bu anlaşma yapılamadı ve filmi Mervyn LeRoy yönetti. Betty Davis’de o dönem anne rolünü oynamak için istekli olsa da yönetmen Nancy Kelly’de ısrar etti.

Seri katil filmleri türünün en ilginç örneklerinden biri.

The Bad Seed(Canavar Tohumu)-1956-Trailer
canavar_tohumu_1956
Zodiac (2007)

Ünlü yönetmen David Fincher’dan gerçek olaylara dayanan bir seri katil filmi. 1960’ların sonuyla 1970’lerin başında Birleşik Devletler’de genellikle çiftleri öldüren bir seri katilin peşindeki polislerin ve gazetecilerin hikayesi. Robert Graysmith’in kitabından uyarlanan filmin senaryosunu James Vanderbilt yazdı. Adeta bir yıldız karması olan filmde Robert Downey Jr. Jake Gyleenhaal, Mark Ruffalo, John Carroll Lynch ve Anthoy Edwards baş rolde. Seri katilin peşindeki gazeteci ve polislerin olayı takıntı haline getirip, yaşadıklarını seyirciye aktaran film, seri katil filmlerinin köşe taşlarından biri. Filmin IMDB notu:7,7.

Zodiac-2007-Trailer
zodiac_2007
en_iyi_polisiye_gizem_filmleri
En İyi polisiye Gizem Filmleri

Güney Kore sinemasının en sarsıcı intikam öykülerinden biri olan 2010 yapımı I Saw the Devil (Şeytanı Gördüm), gerilim ve korku türünün sınırlarını zorlayan, izleyicide derin izler bırakan bir başyapıt. Filmin yönetmen koltuğunda, atmosfer yaratmadaki ustalığıyla bilinen Kim Jee-woon otururken, senaryosu Park Hoon-jung tarafından kaleme alındı. Film, klasik bir “kedi-fare” oyununu, kan donduran bir şiddet ve ahlaki yıkım hikayesine dönüştürerek türün diğer örneklerinden ayrılır.

Filmin kadrosunda Güney Kore’nin dünya çapındaki en büyük yıldızlarından ikisi karşı karşıya gelir. Nişanlısı vahşice öldürülen gizli ajan Soo-hyeon rolünde Lee Byung-hun sarsılmaz bir kararlılık sergilerken, sinema tarihinin en tüyler ürpertici seri katillerinden biri olan Kyung-chul karakterine efsanevi oyuncu Choi Min-sik (Oldboy) hayat verir. Konu, Soo-hyeon’un katili yakalayıp öldürmek yerine, ona defalarca acı çektirip serbest bırakarak sürdürdüğü sistematik ve vahşi intikam sürecini anlatır. Ancak bu süreç, intikam alan kişinin yavaş yavaş avladığı canavara dönüşmesini kaçınılmaz kılar.

Ödüller ve başarılar açısından film, uluslararası festivallerde birçok ödül kazandı ve özellikle teknik dallarda takdir edildi; ancak Amerikan Oscar ödüllerine bir adaylığı bulunmuyor. Yaklaşık 6 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen yapım, dünya çapında 12,9 milyon dolar civarında bir gişe hasılatı elde etti. Şiddet sahnelerinin dozajı nedeniyle bazı ülkelerde sansüre uğrayan film, bugün türün meraklıları arasında bir kült kabul ediliyor. Filmin IMDB puanı: 7,8.

The Honeymoon Killers(1970)

Kilo sorunları yaşayan bir hemşire olan Martha yaşlı ve huysuz annesiyle birlikte yaşar. Erkek arkadaş edinmekte pek de başarılı olmayan genç kadını bir arkadaşı Yalnızlar Kulübüne üye yapar. Burada tanıştığı latin kökenli Ray’e aşık olan Martha, bir süre sonra adamın kadınları kandırıp paralarını çalan ve sonra onları öldüren bir adam olduğunu anladığında bunun kabullenmekte sorun çıkarmaz. Leonard Castke’ın senaryosunu yazdığı filmi yine Castle yönetti. Ünlü yönetmen Martin Scorsese’nin de 1 hafta boyunca filmde yönetmenlik yaptığı da filmin ilginç bilgileri arasında. Shirley Stoler, Tony Lo Bianco, Doris Roberts ve Mary Jane Higby baş rolde. IMDB puanı: 7,0.

The Honeymoon Killers(1970)-Trailer
the_honeymoon_killers_1970
Seven(Yedi/1995)

7 ölümcül günahı işlediğini düşündüğü insanları öldüren bir seri katil ve peşindeki 2 polis. 1995 yılının en dikkat çeken filmlerinden biri olan Seven karanlık, yağmurlu atmosferi, güçül senaryosu ve oyunculukları ile günümüzde bir klasik haline geldi. David Fincher’ın, Andrew Kevin Walker’ın senaryosunu yönettiği filmde Brad Pitt, Morgan Freeman, Kevin Spacey ve Gwyneth Paltrow baş rolde. Özellikle sürpriz sonu ve temposuyla bir çok kez izlenebilecek bir film en iyi kurgu dalında Oscar’a aday oldu.

Filmin ilginç sonu New Line yöneticileri tarafından başlarda değiştirilmek istense de Brad Pitt filmin sonu değiştirilirse yapımda yer almayacağını söylediği için orijinal senaryoya bağlı kalındı. Yapımcılar filmin sürekli yağmuru olmasına karar verdi, bu şekilde daha kaotik bir ortam oluşurken bir yandan da ekip kötü hava için asla endişe etmedi. IMDB puanı:8,6.

Kuşkusuz çekimleri, senaryosu ve sonu ile en iyi seri katil filmleri listesinin demir başlarından biri.

Seven(Yedi)-1995-Trailer
seven_1995
Peeping Tom(Kadın Katili/1960)

1960 yılından gelen bir İngiliz filmi. Çocukluğundan gelen sorunları aşamayan genç bir fotoğrafçı, kadınları öldürürken onları kayda alır yüzlerindeki dehşet acı ve ifadesini inceler. İngilizce röntgencilik anlamında kullanılan Peeping Tom deyiminden ismini alan filmi Michael Powell yönetti, senaryosu da Leo Marks’a ait. Baş rollerde Karlheinz Böhm, Anna Massey ve Moira Shearer yer alıyor.

Gösterime girdikten 5 gün sonra eleştiriler yüzünden sinemalardan kaldırılan film, yaratılan skandal nedeniyle yönetmen Michael Powell’ın kariyerinde büyük sorunlara yol açtı. Kadın çıplaklığı üzerine sahneleri olan ilk ana akım İngiliz filmi olarak görüldüğünü de belirtelim. IMDB notu:7,7.

Seri katil filmleri açısından farklı bir örnek olması ve şiddet sahneleri ile döneminin öncülü bir film.

Peeping Tom(Kadın Katili)-1960-Trailer
peeping_tom_1960

Güney Kore sinemasının dünya çapında tanınmasında dönüm noktalarından biri olan 2003 yapımı Memories of Murder (Cinayet Günlüğü), gerçek olaylara dayanan sarsıcı bir suç dramı. Filmin yönetmen koltuğunda, daha sonra Parasite ile tarih yazacak olan dahi yönetmen Bong Joon-ho oturuyor. Senaryosu, 1986-1991 yılları arasında Güney Kore’de gerçekleşen ilk seri cinayet vakalarını konu alan bir tiyatro oyunundan esinlenilerek Bong Joon-ho ve Shim Sung-bo tarafından kaleme alındı.

Filmin oyuncu kadrosunda, yönetmenin vazgeçilmez oyuncusu Song Kang-ho yerel ve içgüdüleriyle hareket eden dedektif Park rolünde muazzam bir performans sergilerken, ona Seul’den gelen daha rasyonel dedektif Seo rolünde Kim Sang-kyung eşlik eder. Konu, taşra kasabası Hwaseong’da kadınların vahşice öldürülmeye başlanmasıyla kurulan özel bir ekibin, katili bulmak için verdiği çaresiz ve kaotik mücadeleyi anlatır. Film, sadece bir polisiye değil, aynı zamanda o dönemdeki Güney Kore’nin siyasi atmosferine ve polis teşkilatının yetersizliğine yönelik sert bir eleştiridir.

Başarıları açısından değerlendirildiğinde, film Asya genelinde çok sayıda “En İyi Film” ve “En İyi Yönetmen” ödülü kazanmış olsa da, o yıllarda Amerikan Oscar ödülleri için bir adaylık almadı. Yaklaşık 2,8 milyon dolarlık mütevazı bir bütçeyle çekilen yapım, sadece Güney Kore’de 5 milyondan fazla izleyiciyi sinemalara çekerek yaklaşık 26 milyon dolar hasılat elde etti ve ticari bir fenomene dönüştü. Sinematografisi ve unutulmaz final sahnesiyle bir başyapıt kabul edilen filmin IMDb puanı ise 8,1.

Memories of Murder (Cinayet Günlüğü/2003)-Trailer
Natural Born Killers (Katil Doğanlar/1994)

Oliver Stone’un akıllardan çıkmayan provokatif filmi. Mickey Knox ve Mallory Wilson iki sevgilidir. Ancak alışılmışın dışında inanlar olan Knox ve Wilson önce kadın karakterin tacizci babasını öldürürler ve daha sonra yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuk sırasında insanları öldürmeye başlayan sevgililer, büyük bir medya olayına dönüşürler. Senaryosu Quentin Tarantino‘nun hikayesine dayanan filmin yönetmenliğini Oliver Stone yaparken, Woody Harrelson, Juliette Lewis, Rodney Dangerfield, Robert Downey Jr. ve Tom Sizemore baş rolde. IMDB puanı: 7,3.

Filmin çekimleri sırasında Juliette Lewis, Tom Sizemore’un burnunu kazayla kırdı. Yönetmen Oliver Stone’un açıklamasına göre ünlü aktör Rodney Dangerfield film çekimleri sırasında aslında yönetmenin tarzını çok da anlayamamıştı. Ancak film gösterildikten sonra Dangerfield’ın performansı filmin en güçlü noktalarından biri olarak alkışlandı. Woody Harrelson ise filme seçilmesinde Oliver Stone’un kendisinin gözlerinde şiddeti görmesinin etkili olduğunu söyledi.

Seri katil filmleri içinde Bonnie ve Clyde etkisi taşıyan bir film.

Natural Born Killers(Katil Doğanlar)-1994-Trailer
natural_born_killers_1994
nosferatunun_yonetmeni_f_w_murnau
Nosferatu’nun Yönetmeni F.W.Murnau
Tesis(Tez/1996)

Alejandro Amenabar’ın senaryosunu yazıp yönettiği filmde Angela isimli bir üniversite öğrencisinin şiddet üzerine tez yazması ile başlıyor er şey. Tezi için araştırma yapan genç kadın zamanla içinde gerçekten insanların öldürüldüğü snuff videoların dünyasına girer. Ana Torent, Fele Martinez ve Eduardo Noriega baş rolde. IMDB notu:7,4.

Son ana kadar merak unsurunu ve gerilim barındıran film Yönetmen Amenabar, fele Martinez ve Eduardo Noriega’nın birlikte çektikleri ilk film. 2 yıl sonra dikkat çekici bir film olan Abre Los Ojos( Aç Gözünü)’da da birlikte çalıştılar. Aynı zamanda Tez, yönetmenin ilk filmi olma özelliğine de taşıyor.

https://youtu.be/2P00eAwD6j8
Tesis(Tez)-1996-Trailer

Hollanda ve Fransız sinemasının ortak ürünü olan 1988 yapımı Spoorloos (The Vanishing), sinema tarihinin en huzursuz edici ve zekice kurgulanmış gerilim filmlerinden biri olarak kabul edilir. Filmin yönetmenliğini George Sluizer üstlenirken, senaryosu Tim Krabbé’nin The Golden Egg adlı romanından yine Krabbé ve Sluizer tarafından uyarlandı. Film, klasik bir suç hikayesinden ziyade, saplantı ve belirsizliğin insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisine odaklanan soğukkanlı bir başyapıttır.

Filmin kadrosunda, sevgilisini kaybeden Rex rolünde Gene Bervoets, kaybolan Saskia rolünde Johanna ter Steege ve sinema tarihinin en “sıradan” ama korkutucu kötü adamlarından biri olan Raymond Lemorne rolünde Bernard-Pierre Donnadieu yer alıyor. Konu, tatil yolculuğunda bir mola yerinde aniden ortadan kaybolan Saskia’yı bulmak için yıllarca süren bir arayışa giren Rex’in hikayesini anlatır. Katil, Rex’in merakını kullanarak ona reddedemeyeceği bir teklif sunar: Saskia’nın başına ne geldiğini öğrenmenin tek yolu, onun yaşadığı deneyimin aynısını yaşamaktır.

Ödüller ve başarılar açısından Spoorloos, Avrupa çapında büyük övgü topladı ve Hollanda Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülünü kazandı ancak Oscar ödüllerinde bir adaylığı bulunmuyor. Mütevazı bir bütçeyle çekilen yapım, gösterime girdiği dönemde büyük bir gişe rekoru kırmasa da, zamanla eleştirmenlerin ve Stanley Kubrick gibi yönetmenlerin favorisi haline gelerek bir kült klasiğe dönüştü.. Sarsıcı ve unutulmaz finaliyle zihinlere kazınan filmin IMDb puanı 7,7.

Spoorloos (İz Bırakmadan/1988)-Trailer
tesis_1996

Klasik Hollywood sinemasının en sevilen örneklerinden biri olan 1944 yapımı Arsenic and Old Lace (Arsenik ve Eski Dantel), kara mizah ve fars türlerini ustalıkla harmanlayan bir komedi klasiği. Filmin yönetmen koltuğunda, Amerikan değerlerini ve insan doğasını mizahla ele alma konusunda uzman olan efsanevi Frank Capra oturuyor. Senaryosu ise Julius J. Epstein ve Philip G. Epstein tarafından, Joseph Kesselring’in Broadway’de fırtınalar estiren aynı isimli çok popüler tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanmıştır.

Filmin oyuncu kadrosunda, kariyerinin en enerjik ve sempatik performanslarından birini sergileyen Cary Grant başrolde yer alıyor. Ona, “hayırsever” katil teyzeler rollerinde Josephine Hull ve Jean Adair ile kendisini Teddy Roosevelt sanan amca rolünde John Alexander eşlik eder. Konu, evlilik karşıtı yazılarıyla tanınan Mortimer Brewster’ın (Cary Grant) yeni evlendiği gün, sevgi dolu iki yaşlı teyzesinin yalnız yaşayan adamları “huzura kavuşturmak” için şaraplarına arsenik katarak öldürdüğünü keşfetmesiyle başlar. Evde saklanan cesetler, kendisini estetik ameliyatla canavara dönüştüren suçlu bir kardeşin de ortaya çıkmasıyla tam bir kaosa dönüşür.

Başarıları açısından değerlendirildiğinde, film eleştirmenlerden büyük övgü aldı ve izleyici tarafından çok sevilmiş olsa da şaşırtıcı bir şekilde herhangi bir Oscar adaylığı elde edemedi. Ancak 1,2 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında yaklaşık 5 milyon dolar hasılat elde ederek dönemin en kârlı yapımlarından biri oldu. Aslında 1941 yılında çekilen ancak tiyatro oyununun telif hakları nedeniyle 1944 yılına kadar gösterime girmeyen bu zamansız yapımın IMDB puanı: 8,0.

arsenic_and_old_lace
Cary Grant & Priscilla Lane (Arsenic And Old Lace/1944)

2024 yılının en çok konuşulan korku ve gerilim yapımlarından biri olan Longlegs, izleyiciyi tekinsiz bir atmosferin içine hapseden, modern bir kült klasik adayı. Filmin yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını, görsel anlatım tarzıyla dikkat çeken Osgood Perkins üstlendi. Film, 90’lı yılların polisiye estetiğini, doğaüstü unsurlar ve satanik bir dehşetle harmanlayarak “Kuzuların Sessizliği” ve “Seven” gibi türün öncülerine karanlık bir selam gönderir.

Filmin oyuncu kadrosunda, sezgileri güçlü genç FBI ajanı Lee Harker rolünde Maika Monroe ve tanınmayacak kadar korkutucu bir fiziksel dönüşüm geçiren baş kötü karakter rolünde efsanevi Nicolas Cage yer alıyor. Konu, ajanın çözülememiş bir seri katil vakasını üstlenmesiyle başlar. Lee, katilin kurbanlarının evine girmeden işlenen gizemli cinayetlerin ardındaki okült bağlantıları çözmeye çalışırken, katille kendi geçmişi arasında ürkütücü bir kişisel bağ olduğunu keşfeder.

Başarıları açısından değerlendirildiğinde, film 2024’ün en kârlı bağımsız yapımlarından biri oldu. Yaklaşık 10 milyon dolarlık mütevazı bütçesine karşılık dünya çapında 108 milyon doların üzerinde bir gişe hasılatı elde ederek büyük bir ticari zafer kazandı. Atmosferiyle izleyiciyi huzursuz etmeyi başaran yapımın IMDB puanı: 6,7.

Longlegs (Cambaz/2024)-Trailer

İngiliz suç tarihinin en karanlık ve trajik sayfalarından birini beyaz perdeye taşıyan 1971 yapımı 10 Rillington Place, seri katil John Christie’nin işlediği cinayetleri ve adalet sisteminin korkunç hatasını anlatan sarsıcı bir dram. Filmin yönetmenliğini, aksiyon ve dram türlerindeki ustalığıyla tanınan Richard Fleischer üstlendi. Senaryosu ise Ludovic Kennedy’nin aynı adlı kitabından Clive Exton tarafından sinemaya uyarlandı. Film, gerçek olayların yaşandığı evin sokağında çekilerek atmosferik başarısını en üst seviyeye taşıdı.

Filmin kadrosunda, soğukkanlı ve sinsi katil John Christie rolünde devleşen Richard Attenborough başrolde yer alıyor. Ona, Christie’nin kurbanı olan ve haksız yere idam edilen Timothy Evans rolünde genç John Hurt ve eşi rolünde Judy Geeson eşlik eder. Konu, II. Dünya Savaşı sonrası Londra’sında geçer. Christie, evine gelen genç kadınları tıbbi yardım bahanesiyle kandırıp öldürürken; zeka geriliği olan alt komşusu Timothy Evans’ı, kendi eşini ve çocuğunu öldürdüğüne dair manipüle ederek ipe gönderir. Bu dava, İngiltere’de idam cezasının kaldırılmasında kilit rol oynadı.

Ödüller açısından bakıldığında, John Hurt bu filmdeki yürek burkan performansıyla BAFTA En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adaylığı aldı; ancak film Oscar ödülleri töreninde bir adaylık elde edemedi Gişede İngiltere ve Avrupa’da ses getiren yapım, ticari bir başarı yakalamış olsa da asıl gücünü yıllar içinde kazandığı kült statüsünden alır. Gerçekçiliği ve izleyiciyi nefessiz bırakan gerilimiyle sinema tarihindeki yerini koruyan filmin IMDB puanı ise 7,5.

Modern sinemanın en keskin sistem eleştirilerinden biri kabul edilen 2000 yapımı Amerikan Sapığı (American Psycho), 1980’lerin yuppie kültürünü ve tüketim toplumunun yarattığı boşluğu vahşi bir mizahla eleştiren kült bir yapım. Filmin yönetmenliğini Mary Harron üstlenirken, senaryosu Bret Easton Ellis’in yayımlandığı dönemde büyük tartışmalar yaratan aynı isimli romanından Mary Harron ve Guinevere Turner tarafından beyaz perdeye uyarlandı.

Filmin kadrosunda, kariyerinin en ikonik performanslarından birini sergileyen ve Patrick Bateman karakteriyle özdeşleşen Christian Bale başrolde yer alıyor. Ona, dedektif rolünde Willem Dafoe, kurban ve rakip rolünde Jared Leto ile Reese Witherspoon gibi güçlü isimler eşlik ediyor. Konu, gündüzleri Wall Street’te başarılı ve narsisist bir yatırım danışmanı olarak yaşayan, geceleri ise kontrol edilemez bir seri katile dönüşen Patrick Bateman’ın hikayesini anlatır. Ancak Bateman’ın işlediği cinayetlerin gerçek mi yoksa zihnindeki bir sanrı mı olduğu sorusu, filmin bel kemiğini oluşturur.

Başarıları açısından değerlendirildiğinde, film vizyona girdiği dönemde sert içeriği nedeniyle Oscar ödüllerine aday gösterilmedi. Ancak zamanla popüler kültürün bir parçası haline geldi ve Christian Bale’in performansı sinema tarihinin en iyileri arasında sayılmaya başlandı. Yaklaşık 7 milyon dolarlık düşük bir bütçeyle çekilen yapım, dünya çapında 34 milyon dolar hasılat elde ederek başarılı bir ticari grafik çizdi. Hem bir korku filmi hem de acımasız bir hiciv olan yapımın IMDb puanı 7,6.

Sinema tarihinin en büyük başyapıtlarından biri kabul edilen 1931 yapımı M (Bir Şehir Katilini Arıyor), dışavurumcu Alman sinemasının sesli döneme geçişteki ilk ve en güçlü eseri Filmin yönetmenliğini, dahi vizyoner Fritz Lang üstlendi; senaryosu ise Lang ve eşi Thea von Harbou tarafından, o dönem Almanya’sında dehşet saçan gerçek seri katil Peter Kürten’in hikayesinden esinlenilerek kaleme alındı. Film, sadece bir polisiye değil, aynı zamanda toplumsal histeri ve adalet kavramı üzerine yapılmış derin bir analizdir.

Filmin kadrosunda, çocuk katili Hans Beckert rolüyle dünya çapında üne kavuşan ve kariyerinin en sarsıcı performansını sergileyen Peter Lorre yer alıyor. Ona, polis teşkilatının başındaki Dedektif Lohmann rolünde Otto Wernicke eşlik eder. Konu, Berlin’de çocukları hedef alan bir seri katilin yarattığı korku atmosferini anlatır. Polis baskınlarından iş yapamaz hale gelen yer altı dünyasının (suç örgütlerinin), katili polisten önce yakalamak için kendi insan avını başlatmasıyla hikaye benzersiz bir derinlik kazanır. Katilin yakalandıktan sonra suçlular tarafından kurulan “sözde mahkeme” önünde yaptığı savunma, sinema tarihinin en ikonik sahnelerinden biridir.

Ödüller açısından bakıldığında, film çekildiği dönemde henüz yabancı dildeki filmlere kategori açılmadığı için Oscar ödüllerinde yer almadı. Ancak o günden bu yana dünya sinemasının en iyi filmleri listelerinde daima ilk sıralarda yer aldı. Gişe rakamları hakkında kesin veriler bulunmasa da, döneminde Almanya ve Avrupa’da büyük bir ticari başarı yakaladı ve Fritz Lang’ın Hollywood kapılarını aralamasını sağladı. Sesin kullanımındaki öncü teknikleri ve gerilim dolu atmosferiyle bugün hala taze kalan yapımın IMDb puanı 8,3.

Psycho(Sapık/1960)

Günümüzde bir çok filme ilham kaynağı olmuş bir film sapık. Alfred Hitchcock’un yönettiği filmin senaryosunu Robert Bloch’un kitabından Joseph Stefano uyarladı. Janet Leigh, Anthony Perkins, Vera Miles ve John Gavin baş rolde. Patronundan para çalan genç bir kadın sevgilisinin yanına gitmek için yola çıkar. Ancak yol uzun olduğu için küçük bir motelde mola verir. Ancak oteli yöneten Norman Bates sosyal yetenekleri zayıf bir adamdır ve sert annesinin etkisi altındadır. Özellikle duş sahnesi ile çekildiği dönemde olay yaratan filmin IMDB notu: 8,5.

Seri katil kavramını ve kişilik bozukluklarını gülünç olmadan aktaran, zamanının ilerisinde bir film.

alfred_hitchcock_janet_leigh
Alfred Hitchcock-Janet Leigh (Psycho/1960)
Psycho(Sapık)-1960-Trailer
en_iyi_politik_filmler
Bu Yazıyı Beğendiyseniz Bunlar da İlginizi Çekebilir:
en_iyi_korku_filmleri
En İyi Korku Filmleri
en_iyi_alfred_hitchcock_filmleri
En İyi Alfred Hitchcock Filmleri
ispanyol_gerilim_filmleri
İspanyol Gerilim Filmleri

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir